
İnönü Bir Camiiyi 4 Bin Liraya Satmış!

23 Nisan'ı Atatürk dünya Çocuklarına mı Armağan etti*
- Hep söylenir durur Atatürk'ün dünya barışına katkıda bulunmak için ulusal egemenlik bayramını dünya çocuklarına armağan eti diye.Herkes inanmıştı ve toplumun hala cahil kemalistleri inanmakta ısrar edeiyor. Yine Mustafa armağan hocamızdan öğreniyoruz ki buda bir safsatadan ibaretmiş.Biz kendimize gerçek tarihi sizlere aktarmak için söz verdik ve bu konuda mükellef görüyoruz kendimizi.
- 23 Nisanı Atatürk çocuklara armağan etti mi?Hep böyle söylenir durur.
- Atatürk'ün 23 nisanı ulusallaştırma,milli bayram yapma gibi bir girişimin içinde olmadıgını görüyoruz.Bırakın Atatürk'ün çocuklara armağan etmesini ,Atatürk sadece 2 defa katılmış çocuk balolarına.Ama bu konuda ne bir demeç veriyor ne de bir söyleşi.
- Zaten bu bayram Atatürk'ü ilgilendirmiyor meclis başkanını ilgilendiriyor.Velhasıl çocuklara armağanında bir yalan oldugu ortaya çıktı. Nice yalanların aydınlanması dileğiyle.
Hitlerin Yahudileri Katletmesinin Altında Yatan Gerçekler
Hitler Neden Yahudileri yaktı ?
İsmet İnönünün Ölüm Anı-Görsel Video Anlatımı
İsmet İnönü'nün Resimlerle Para Ve Pulları
İsmet İnönü'nün Hazırlattığı Tarih Kitabı
Chp'li İsmet İnönü'nün Başbakan olduğu dönemlerde, kitap okullarda ‘Tarih 2' kitabı olarak okutulmuş. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti tarafından kaleme alınan, Maarif Vekilliği Talim ve Terbiye Heyeti'nin 12.6.1932 tarih ve 11 sayılı kararı ile ders kitabı olarak kabul edilen ‘Tarih 2' adlı bu kitap, 1932'den 1941'e kadar okullarda öğrencilere ‘ders kitabı' olarak okutulmuş.
“KURAN'I KERİM AYETLERİNİ HZ. MUHAMMED (SAV) HAZIRLADI”
Tarih kitabının ‘Orta Zamanlar' bölümünün ‘İslam Tarihi' kısmındaki ifadeler, insanın kanını donduracak nitelikte. Kabe'nin etrafından dönülerek yapılan ‘tavaf' ibadetine, ‘ayin' denilen kitapta, Kabe'nin kimler tarafından yapıldığının da bilinmediği ifade ediliyor. Kitapta ayrıca Hacer-ül Esved taşının da günahkarların dokunmasından dolayı karardığı iddia ediliyor. Zemzem olayı, İbrahim (as)'nin Kabe'yi inşaatının hepsi Tarih kitabında ‘uydurma' olarak yazılmış. Baştan sona yanlışlarla dolu olan kitapta, Kuran'ı Kerim'in, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) tarafından konulan esaslarla hazırlandığı yazılmış. O zamanlar öğrencilere ders okutulan bu kitapta, yanlışlar bunun gibi birçok örnekle mevcut.
KİTABIN İÇİ YANLIŞ VE YALAN BİLGİLERLE DOLU
İşte tarih kitabındaki yanlış ifadelerden bazıları:
* Kuran ve Vahiy: Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahit ve ilham fikri doğmuştu.
* Muhammed'in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardır. Bunlar pek çok efsanelerle karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kati surette malum değildir. Muhammed, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.
* Kuran'ın içindekiler başlıca üç bahiste mütalaa olunabilir. Birincisi ve en mühimi Allah'ın bir olduğuna ve ondan başka Allah olmadığına ve Muhammed'in onun Resulü olduğuna inanmak, ikincisi hukuki hükümler, üçüncüsü tarihe ait malumatlardır. Hukuki hükümler zaman ve mekan içinde değişebileceğinden 14 asır evvelki kanunlar zamanla değişmeğe mahkûmdur. Tarihe ait malumata gelince yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en yakın tarih bilgilerin bile temellerinden sarsmaktadır. İmana ait olan birinci esas sadeliği itibariyle hakikaten pek mühimdir.
Ermeni olayının Kısa bir özeti
Ermeni olayının Kısa bir özeti
Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerin liderleri, büyük bir dangalaklık yaptı. İşgalci Rus ordularından yana olup Osmanlı ordusunu arkadan vurdular. Yüzıllardır ekmeğini yedikleri toprakları işgalcilerle birlikte yağmaladılar, yan yana, iç içe yaşadıkları Müslüman Türkleri, işgalcilerle birlikte, hatta onlardan da ileri giderek katlettiler. O durumun hep öyle süreceğini sandılar.
Bundan sonra karşı-dangalaklık devreye girdi. Ülkeyi aptalca bir savaşın içine sokan İttihat ve Terakki yönetimi, her konuda olduğu gibi bu konuda da akla hayale gelmeyecek bir işe girişti. Doğu’da yaşayan Ermenileri çoluk, çocuğuyla başka yerlere sürdü. Buna “tehcir” dendi. Hırsı burnunun bir karış önünde giden ama siyasette ve askerlikte bir karış ötesini bile görmekten aciz bu yönetimin, Ermenilerin “arkadan vurma”sına karşı alabildiği önlem böylesine akılsızcaydı. Dedim ya, bir karış ötesini bile göremeyenlerden, böyle bir olayın ülkenin karşısına yüz yıl sonra bile çıkarılabileceğini görmelerini beklemek zaten mümkün değildi.
Bu harekete kalkışırken, elbette bir soykırım niyeti yoktu. Zaten böyle bir soykırım da olmadı. Ancak, “Tehcir” sırasında ve sonrasında yaşanan ölümler, acı olaylar, Osmanlı Devleti’nin ve esas müttefiki Almanya’nın karşısındaki güçlerin eline yeterli kozu vermeye yetiyordu. İngiltere, Fransa, Rusya ve müttefikleri, Amerika’yı, Almanya ve müttefiklerine karşı savaşa sokmak için çırpınırken, “Ermeni olayları”nı Amerikan kamuoyunu etkilemek için alabildiğine kullandılar. O günlerin Amerikan gazetelerine bakarsanız, sıkça “Doğu Anadolu’da Ermenilere yapılan mezalim”le ilgili haberler görürsünüz. İngiliz yalan propagandası, pireyi deve yapma politikası iyi iş gördü.
Savaşta Almanya da Osmanlı Devleti de yenildi. Başkent İstanbul İngilizler ve müttefikleri tarafından işgal edilince, Ermeni senaryosunda ikinci perde başladı. Bu kez İngilizler bu işi, işbirlikçi, İngiliz uşağı Türk hükümetlerine yaptırdılar. Tarihten silinen İttihat ve Terakki’ye karşı kuyruk acısı çeken bu adamlar, eski hükümetin mensuplarını yok etmek, yeni efendilerine hizmet etmek adına, kraldan çok kralcı bir tavır takındılar.
Sayısız örnekten birini hatırlatayım: Damat Ferit hükümetinin İçişleri Bakanı Cemal Bey, Fransızca bir gazeteye verdiği demeçte, eski hükümetin “800 bin Ermeni’yi katlettiğini” söylüyordu. Hazret, kafadan salladığı bu rakamdan daha sonra kendisi de ürktü ve insafa gelip yeni bir açıklama yaparak, 800 bin sayısına “tehcir” edilenlerin de dahil olduğunu duyurdu. Cemal Bey, ortaya attığı bu sayının, ülkesi aleyhine kullanılabileceğini fark etmişti.
Cemal Bey’den 90 yıl sonra zuhur eden kimi zevat, onun kadar bile insaflı olmadılar, katledilen Ermenilerin sayısını yekten 1 milyona çıkarıp, alkış yağmurları altında ödüller aldılar. Ve ABD Temsilciler Meclisi’nde Türkiye aleyhine alınan son karara bile dayanak oldular. Bir açıdan Ermeni olayının özü, özeti bu...



